Dünya Görüşleri: İnanç ve Bilim'e Yönelik Soru-Cevap
Yaşamımızla ilgili alacağımız kararda Tanrı'nın yeri...
Bir Müslüman arkadaşımızın sorusunu İsaMesih.Org forumlarından aktarıp ardından kişisel yanıtımı aktaracağım. Sorusunun temeli İnanç ve Bilim arasındaki ilişkidir.
SORU #1: İki sene önce national geographic tv de seyretmiştim. Amerikada evrim ve din konusu işleniyordu programda. Bir pastör evrim teorisinin ikna edici olduğuna uzunca araştırmalardan sonra karar vermiş ve okul okul dolaşıp evrim teorisi propagandası yapıyordu öğrencilere. Müslümanlar arasında da evrim teorisi taraftar kazanmakta. Yani hem Hıristiyan olsun hem müslüman evrim teorisi taraftarları hızla artıyor.
Sizce herhangi bir Hıristiyan'ın İncil'in herhangi bir bölümünü günümüz bilim verilerine göre yorumlama hakkı var mı, yoksa bunu yapan bir kişi dinden çıkar mı? Yani herkes İncil'de geçen olayları yazıldığı gibi mi kabul etmeli, yoksa yorum hakkı var mıdır?
Cevap:
Bu konuyu anlamamız için birçok noktaya aynı anda değinmem gerekiyor.
#1 Kuzey Amerika'da Pastörlük durumu
Bir pastörün evrim teorisine inanıp bunu yaymaya başlaması haberinin doğru olma ihtimali tabii ki vardır. Bir pastörün bunu yapması aslında artık gerçekte Pastör olmadığı anlamına gelir. Bunun nedenlerini aşağıda aktaracağım. Ne yazık ki Kuzey Amerika kıtasında bir kişi Master of Divinity eğitimini bitirdiğinde otomatikmen pastör sayılır. Halbuki pastörlük eğitimini bitirmek kişiyi pastör yapmaz, kişinin Tanrı vergisi yeteneğe sahip olması kişiyi gerçekten pastör yapar. Tabii eğitim gereklidir, eğitimsiz pastörlüğü teşvik etmiyorum.
#2 Kuzey Amerika Kıtasında ve Avrupa'da (Batı'da diyelim) Evrim teorisinin konumu
Bugün artık Batı'daki insanlar veya Batı kültürü altında büyümüş veyahut yoğrulmuş beyinler otomatikmen 'bilimsel düşünmenin' tek objektif gerçeklik olduğuna inanır. Örneğin, eğer siz bir ateist olmaktansa, herhangi bir inanca inanarak istatistiksel olarak 20 yıl daha fazla yaşamanız teşvik edilir ve övülür. Duanın ve herhangi bir imana sahip olmanın fiziksel sağlığa katkısı, sürekli Newsweek ve Times gibi dünyaca meşhur dergilerde kapak haberi yapılır. Çünkü amaç Pragmatiktir yani 'faydacılık' felsefesinde yatar. Eğer istatistiklere göre boşanma oranı %50 üzerindeyse bu sefer kişiler veya Hıristiyanlar bile doğal olarak evlenmekten korkarlar.
Batı'daki sıradan bir kişi herşeye 'bilimsel' yönden bakarak, 'Bunun bana getirisi nedir?' faydacı sorusunu sorar. Doğal olarak Bilimsellik ile Faydacılık Felsefesi aynı evde yaşayan birbirlerini besleyen karı koca gibidir. Biri diğerinden, diğeri de diğerinden destek alır. Sıradan bir kişi Kutsal Kitap'a bakar ve sonra kız arkadaşına bakar. Evlilik öncesi cinsel ilişki istatistiklere göre faydalı olduğundan kişi bunu pratikte yaşamaya başlar. Bu nedenle Kutsal Kitap'ı 'bağnaz' veya 'kuralcı' bulur ve reddeder. Çünkü kişisel amaçlara ve zevklerine Kutsal Kitap hitap etmemektedir.
Bilim iyidir ve kullanılmalıdır. Fakat bilim kendisini İmandan boşamıştır. Artık bilim ve iman birbirlerinin düşmanı olarak görünmektedir. Bilimsel düşünen kişi, imana sahip olmaz ve muhtemelen ya Ateist veya Agnostik falan olur. İman eden kişinin bağnaz, küçük beyinli olduğuna inanılır. Bu nedenle Batı'da Hıristiyan'larla sürekli dalga geçildiğini birçok kişi aslında bilmez!
Bilim kendisinin yakasını özellikle Hıristiyanlık'ın ve diğer dinlerin yakasından kurtarmasının tek yolu, sürekli ilerlemekte, yaratıcılıkta, buluşlarda bulur ki, bu aslında 1800'li yılların Diyalektik fesfesi üzerine kuruludur, ama çoğu kişi bunu günlük yaşamda önemsemez zaten. Örneğin, homoseksüellik Hristiyanlık'a göre aslında yürek problemidir ve günahtır. Oysa bilim buna 'yok asıl problem DNA'larda yatıyor, kalıtımsaldır' dediğinde otomatikmen homoseksüellerin paçasını dinden kurtarmış olur. Böylece homoseksüeller 'bak gördünüz mü, suç bizim değil, bizim böyle olmamız elimizde değil' deyip, yaptıklarını aklayabilir. Bilim artık ruhsal aklama pozisyonuna dönüşmüştür, yani Kutsal Kitap'taki İsrail halkının günahlarını aklayan kahinlerin rolünü üstlenmiştir. Her kâhin, günden güne tapınakta durup görevini yapar ve günahları asla ortadan kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar (İbraniler 10:11). Bilim adamları Kahin, bilim ise inanç kaynağıdır artık Batı'da. İsa Mesih'in sonsuz kahinliğini (İbraniler 12:10,14), 'sürekli ilerleme' diyalektik felsefesi ile bilim üstlenmiştir.
İşte gerçek bir örnek vereyim. Hürriyet Online Gazetesinin 17 Ağustos sayısında şu haber yayınlandı:
Alkolizmden de Gen Sorumlu
Bilimadamları, bazı insanların diğerlerinden çok fazla alkol almasından da genlerin sorumlu olduğunu ortaya çıkardılar. Fazla alkol tüketimi gibi, az alkol almanın da tamamen genetik mirasa bağlı olduğunu belirttiler.
Sydney'deki Royal Prince Alfred Hastanesi bilimadamları, fazla alkol tüketimi gibi, az alkol almanın da tamamen genetik mirasa bağlı olduğunu belirttiler.
Araştırma çalışmaları için, John Whitfield ile Kate Conigrave, 1980 ile 1995 yılları arasında 20 bin tek ve çift yumurta ikizinden alınan tıbbi verileri incelediler. Sonuçlara göre, tek yumurta ikizlerinin içki içme alışkanlıklarının aynı olduğu, bunun da genlerle ilintili olduğu ortaya çıktı. Bir başka araştırmada ise, anne sütüyle beslenen bebeklere sakinleşmeleri için verilen az miktardaki alkolün, bağımlılık risklerini büyük ölçüde artırdığı belirlendi
Yukarıdaki haber bizlerin farkında olmadan aşağıdaki problemlere neden olacaktır. Bu öncelikle;
1. Kişinin imanıyla yüksek bir yaratıcıya (Hıristiyan veya Müslüman olsun farketmez) olan güvenini ortadan kaldırır ve o imanı alıp, bilimadamının kollarına teslim eder.
2. Otomatikmen kişinin inancına göre ahlaki problem, artık fiziksel bir problemdir ve problem ahlaki yolla çözülmez. Günah yoktur ortada, o zaman tövbeye de ihtiyaç yoktur. Kötü olan birşey de yoktur artık! Bu artık doğaldır ve doğamızda vardır. Bu nedenle kendimizi suçlu hissetmemize ve davranışları reddererek bastırmamıza gerek yoktur ve birbirlerinin davranışlarını onaylar. Bu davranışlar Romalılar 1:18-32'deki ayetleri hatırlatırlatmaktadır: "Haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlık ve haksızlığına karşı Tanrı'nın gazabı gökten açıkça gösterilir...24Bu yüzden Tanrı, birbirlerinin bedenlerini aşağılasınlar diye, onları yüreklerinin tutkuları içinde ahlaksızlığa terk etti... 26İşte böylece Tanrı onları utanç verici tutkulara teslim etti. Onların kadınları bile doğal ilişkiler yerine doğal olmayanları yeğlediler... Tanrı'yı tanımakta yarar görmedikleri için Tanrı onları yararsız düşüncelere, yakışıksız davranışlara terk etti... Böyle davrananların ölümü hak ettiğine dair Tanrı buyruğunu bildikleri halde, bunları yalnız yapmakla kalmıyor, yapanları da onaylıyorlar."
3. Birbirimizi yargılamamıza gerek kalmaz. "Ben alkoliğim diye beni yargılayamazsınız, lütfen benim babamı veya büyükbabamı yargılayın" deyip kişinin üzerinden suçluluk duygusunu, kötü hisleri, kişisel güveni (self-esteem) sarsan, günahlılık duygusu gibi her tür negatif düşüncelerden kişiyi korur. Kutsal Kitap'ta İsa Mesih'in yaptığı yüreklerimizdeki suçluluğu uzaklaştırma görevini burada bilim üstlenir.
Kutsal Yasa'da gelecekteki iyi şeylerin aslı yoktur, sadece gölgesi vardır. Bu nedenle Yasa, her yıl sürekli aynı kurbanları sunarak Tanrı'ya yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez. 2Eğer erdirebilseydi, kurban sunmaya son verilmez miydi? Çünkü tapınanlar bir kez günahlarından arındıktan sonra onlarda artık günahlılık duygusu kalmazdı.
İbraniler 10:1-2
İşte minik bir örneğin ne kadar GÜÇLÜ etkiye sahip olduğunu, farklı iman da olsa, Hristiyan ve Müslüman ve diğer inançtakilerin bilmesinde fayda vardır.
SORU #2:
Müslümanlar arasında da evrim teorisi taraftar kazanmakta. Yani hem Hıristiyan olsun hem Müslüman evrim teorisi taraftarları hızla artıyor.
Sizce herhangi bir Hıristiyan'ın İncil'in herhangi bir bölümünü günümüz bilim verilerine göre yorumlama hakkı var mı, yoksa bunu yapan bir kişi dinden çıkar mı? Yani herkes İncil'de geçen olayları yazıldığı gibi mi kabul etmeli, yoksa yorum hakkı var mıdır?
YANIT #2:
#2 Kuzey Amerika Kıtasında ve Avrupa'da (Batıda diyelim) Kutsal Kitap'ı Yorumlama Savaşı
Bugün Batı'daki Hıristiyanlar arasındaki en büyük problemlerden birisi 'Kutsal Kitap'ı Yorumlama'da yatıyor. Elinde aynı kitabı tutan iki kişiden biri İsa'nın Tanrı'lığını reddediyor, diğeri ise kabul ediyor. İsa'ya Tanrı olarak inanan kişi diğerine 'Hıristiyanlık'ı sorduğunda, alacağı yanıt şuna benzer olacaktır: "Ben kendime göre Kutsal Kitap'ı yorumlarım. Herkesin inancı kendinedir. Bende Kutsal Ruh var" deyip diğerinin onu sorgulamasını ve imanını sorgulamasını reddedebilir. Kutsal Kitap'ı bugün Batı'da sadece Hıristiyanlar değil, Mormonlar, Yehova Şahitleri, Wicca (Cadılar), Satanistler, vs.. kullanıyor. Her biri kendine göre 'kişisel' yorum yapabileceklerine inanıyorlar.
Ünlü Vaiz John McArthur'u İnternetten dinlerken bir gün şöyle dedi: "Şeytanın gelip artık size gökten yeni bir kitap indirmesine ihtiyacı yoktur. Size sahte yorumlama prensipleri verir ve siz kendi sahte kitabınızı yaratırsınız". İşte bu sözler aklımda daima çınlamaktadır.
Kutsal Kitap'ı bilimle yorumlamaya çalışan kişi otomatikmen bilimin kabul ettiği önkoşulları, prensipleri bilinçsiz olarak kabul etmiş demektir. Yani Sonsuz Kahinlik'e sahip olan İsa Mesih'i (Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için kâhinliği süreklidir. İbraniler 7:24), Bilim adamının kahinliği ile değiştirmiş , Kutsal Kitap'ı bilimin kölesi durumuna sokmuştur. Kişi farkında olmadan aslında gerçek Hıristiyan olsa bile, Hıristiyanlık'ı Sekülarizm'in önkoşullarına göre yorumlayabilir. Sekülarizm ile Hıristiyanlık'ın Gerçeklik'e, İnsan'a, Gerçeğe ve Değerlere bakışlarındaki temel ayrımı aşağıya özetle aktarıyorum:
Aşağıdaki tablo, Beş Dünya Görüşü tablosundan alıntıdır.
| |
GERÇEKLİK (Realite) |
İNSAN |
GERÇEK |
DEĞERLER |
Doğacılık
Sekülarizm |
Varolan tek şey maddi evrendir. Gerçeklik 'tek boyutludur'. Can veya ruh gibi birşey yoktur. Herşey doğa yasalarına/kurallarına göre açıklanabilir. |
İnsan evrimin biyolojik sürecinin şans eseri ortaya çıkmış bir ürünüdür. İnsanın doğası tamamen maddidir. İnsan ırkı bir gün tamamen yok olacaktır. |
Gerçek genellikle bilimsel kanıt olarak anlaşılır. Sadece beş duyumuzla gözlemleyebildiğimiz şeyler gerçek ve doğru olarak kabul edilir. |
Objektif ahlaki değerler ve ahlak yoktur. Ahlak bireylerin kişisel seçimleriyle veya topluma faydalı davranışlarıyla belirlenir. Sosyal davranışlar bile evrime ve değişime tabidir. |
Teizm
Hıristiyanlık |
Sınırsız, kişisel Tanrı (İslamiyet dışında) vardır. O sınırlı, maddi dünyayı yaratandır. Gerçeklik hem maddi hem de manevidir. Evren, başlangıca sahip olduğu gibi sonu da vardır. |
İnsan Tanrı'nın biricik yaratılışıdır. İnsanlar Tanrı'nın benzerliğinde yaratılmıştır. (İslamiyet'te bu yoktur). Bu bizim kişisel, sonsuza dek yaşayabilecek kapasitede, ruhsal ve biyolojik olduğumuz anlamına gelir. |
Tanrı'ya ilişkin gerçek esinleme/vahiy yoluyla bilinmektedir. Maddi dünyaya ilişkin gerçek, esinleme ve beş duyumuzun akılla ortaklığı sonucu kazanılabilinir. |
Ahlaki değerler, kesin, objektif ahlaki varlığa sahip olan varlığı temsil etmektedir. İslamiyet'te Allah'ın ahlak sınırları içinde olup olmadığı bilinmemektedir.Bir çok Müslüman'a göre Allah ahlak sınırları içinde değildir, çünkü kişiliğinin olup olmadığı belli değildir. |
Ben bu nedenle 'akılda yenilenmeyi' ruhsal kurtuluşun devamı olarak çok önemli görüyor ve Kutsal Kitap'ın da zaten bunu desteklediğini görmekteyim.
Bunun için ey kardeşler, Tanrı'nın merhameti uğruna size yalvarırım: Kendinizi Tanrı'ya diri, kutsal ve O'nu hoşnut eden bir kurban olarak sunun. Ruhsal tapınmanız budur. Bu çağın gidişine uymayın; Tanrı'nın iyi, beğenilir ve yetkin isteğinin ne olduğunu ayırt edebilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin.
Çeviren : Gökhan Kaya - Kaynak: www.carm.org
Tanrı'yla arkadaşça bir ilişki başlatmaya ne dersiniz? Bu makaleyi bir arkadaşına yolla
|