PAYLAŞ:  

Bir Müslüman'ın Hz. Muhammed ile İsa'ya Bakışı

Abdul Saleeb'in hikayesi

Merhaba ben Abdul Saleeb. Ortadoğu'da Müslüman bir ülkede doğdum ve büyüdüm. Ben çok muhafazakar bir Müslüman toplumda yaşamış olsam da, benim ailem bir bakıma biraz daha liberal bir Müslüman aileydi. Üstelik, benim Müslüman olarak yetiştirilişim, annemin İslam sufizmine olan derin ilgisinden dolayı biraz daha değişikti. Dürüstçe İslam'la ilgili çağdaş hareketlerin her yönü ile ilgili birinci elden tecrübem olduğunu itiraf edebilirim. Şahsen ben kendimi dindar bir kişi olarak düşünmedim. Hatta ülkemin sosyal hastalıklarına bir çözümün Marksist ideolojiler tarafından sunulabileceğini düşündüğüm olmuştur. Yine de, bütün bu gelişmeler boyunca benim dinsel esaslara olan güvenimde en ufak bir şüphe oluşmamıştı. İslam'ın yüksek ideallere sahip bir inanç olduğuna inandığım için, kendimi Müslüman ismine layık görmediğim anlar olmuştur. Ancak tüm yüreğimle insanlık için İslam'ın Allah'ın son ve mükemmel dini olduğuna, bu dinin son kitabı olan Kuran da, son peygamber olan Hz. Muhammed aracılığı ile aktarıldığına inanmaktaydım. Hıristiyanlık ve Musevilik hakkında ise temelde aynı oldukları görüşüne sahiptim. Bu inançların temelde aynı olması sebebi tek bir Tanrı tarafından esinlenmiş olmalarıydı. Ancak bu inançlar bütünüyle İslam'ın altındaydı çünkü onların hepsinin, çeşitli derecelerde orijinal mesajları bozulmuştu. Bu Müslümanların yapmamış olduğu bir şeydi.

Ülkemde yaşanan sivil kargaşalar yüzünden ve benim eğitimimin devam etmesi için Avrupa'ya gittiğimizde dinsel görüşlerime radikal bir şekilde meydan okunduğunu gördüm. Tanrı'nın ilahi takdiri ve etrafımda oluşan çeşitli koşullar aracılığı ile uluslararası Hıristiyan okuluna kayıt olmam gerekti. Okul yıllarım boyunca Hıristiyan sınıf arkadaşlarımla saatlerce Hıristiyan inancının doğruluğu hakkında samimi tartışmalar yapmaktaydım.

Tüm diğer Müslüman'ların da başına geldiği gibi Hıristiyanların İsa Mesih hakkındaki iddiaları bende tam bir şok etkisi yaratmış, tepkilerim de bu şokun etkisi ile gerçekleşmişti. Bu iddialar sadece açık bir küfür değil aynı zamanda tamamen saçmaydı da. Herhangi bir mantıklı insan, Tanrı'nın şerefli bir peygamberi hakkında böyle şeylere nasıl inanabilirdi? Arkadaşlarımla olan ciddi teolojik farklarıma rağmen onların yaşamları ve inançları hakkında beni etkileyici bir şekilde hayran bırakan bir şey vardı. Bu kişilerin Tanrı ile olan ilişkilerinde daha önce başka insanlarda hiç görmediğim bir samimiyet vardı. Öyle ki, ben de çoğunlukla, benim onların inancını inkar etmeyi istemediğimi onlara söylerdim. Tek istediğim onların kendi, benim de kendi inancıma bağlı kalmamı sağlayacak bir uzlaşma, bir orta nokta bulmaktı.

Yine de, Hıristiyanların İsa hakkındaki iddialarının İsa peygamberin gerçekte kendisi için söylemiş olduğu ifadeler temel alınarak değil kendi fikirlerince ortaya çıkartıldığı inancına sahiptim. Benim Hıristiyan inancını anlamada yaşadığım en büyük zorluk ise İslam'la Hıristiyanlık'ı birbirinden ayıran tarihsel çizgilerdi.

Ben Kutsal Kitap'ın, özellikle de Yeni Antlaşma'daki İsa Mesih'e ait sözcüklerin olduğu dökümanların güvenilirliğine inanmadım. Kuran ile Kutsal Kitap'ın çeliştiği her noktayı ise otomatik olarak Kutsal Kitap'ın bozuk bir öğretisi olarak gördüm.

Hemen anneme bir mektup yazıp karşılaşmakta olduğum bu rahatsız eden soruları belirttim. Ancak bu mektubuma cevap annemden değil, ülkemin en önde gelen din adamlarından birisinden geldi; kendisi bana din konusuna odaklanmadan seküler derslere yönelmem konusunda beni uyarıyordu. Diğer taraftan Kutsal Kitap anlayışım geliştikçe sorularımın cevapları tek tek yerini bulmaya başladı. Bir Müslüman olarak geldiğim noktada artık İsa Mesih'in çarmıha gerilişinin dürüst bir insanın reddedemeyeceği çürütülemez tarihsel deliller doğrultusunda doğru olduğuna inanmıştım.

Dağda verdiği vaazda da açıkça görülen İsa Mesih'in karakteri ise beni derinden derinden etkilemeye başlamıştı. İsa Mesih hakkındaki en etkileyici faktör ise geçmişte, Eski Antlaşma'da Kendisinin gelişi hakkında yer alan sayısız peygamberlik sözleriydi. Bu peygamberlik sözlerinin bir kısmı İsa'nın yaşamında öylesine ince detaylarda gerçekleşmekte ve tamamlanmaktaydı ki Tanrı'nın, Mesih'in gelişini Yahudi tarihinde asırlar öncesinden beri hazırlamakta olmuş olması beni şaşırttı. Bu peygamberlik sözleri İsa Mesih'in soy ağacından, doğum yeri ve şeklinden, yaşamı ve hizmetinden çarmıhta ki ölüm koşullarına kadar her detayı kapsamaktaydı ve tamamlanmıştı. İsa Mesih, beni kendisine çekmekteydi ancak kendi tarihimi ve geleneklerimi inkar etmem mümkün değildi. Hıristiyan olmam demek kendi aileme ve İslami soyuma ihanet demekti. Yaşamımın içine girdiği gerilim öyle güçlüydü ki ben bu iki inanç arasında parça parça ayrıldığımı hissetmeye başladım.

Ama hala daha İsa Mesih'in bir insandan öte olduğu konusunda bir inanca sahip değildim. Bunun sebebi İsa Mesih'in "Ben Tanrı'yım ve sen Bana tapınmalısın" dememiş olmasıydı. Hıristiyanların İsa Mesih hakkındaki iddiaları spekülasyona ve tarihsel olarak güvenilmez olduğunu düşündüğüm İncil'e dayanmaktaydı. Şüphesiz İsa Mesih'in bu konuda işaret edici sözleri, sonradan icad edilmiş ve O'nun ağzına Hıristiyanlar tarafından eklenmişti.

Bütün bu düşünce denizinin ortasındayken bir sabah uyandığımda aklımda sadece tek bir şey vardı: Peygamber Yeşaya'nın kitabının dokuzuncu bölümünden bir ayet. Bu ayeti birkaç hafta önce okumuş olmama rağmen anlamını hiçbir zaman kavrayamamıştım. Yeşaya 7:14 Yeşaya 7:1414Bundan ötürü Rab'bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak. Daha» 'de şunlar yazılmıştır:

"Bundan ötürü Rab'bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, erden kız gebe kalıp bir erkek çocuk doğuracak ve adını İmmanuel koyacak"

Yeşaya 9 Yeşaya 91Bununla birlikte sıkıntı çekmiş olan ülke karanlıkta kalmayacak. Geçmişte Zevulun ve Naftali bölgelerini alçaltan Tanrı, gelecekte Şeria Irmağı'nın ötesinde, Deniz Yolu'nda, ulusların yaşadığı Celile'yi onurlandıracak. 2Karanlıkta yürüyen halk Büyük bir ışık görecek; Ölümün gölgelediği diyarda Yaşayanların üzerine ışık parlayacak. 3Ya RAB, ulusu çoğaltacak, sevincini artıracaksın. Ekin biçenlerin neşelendiği, Ganimet paylaşanların coştuğu gibi, Onlar da sevinecek senin önünde. 4Çünkü onlara yük olan boyunduruğu, Omuzlarını döven değneği, Onlara eziyet edenlerin sopasını paramparça edeceksin; Tıpkı Midyanlılar'ı yenilgiye uğrattığın günkü gibi. 5Savaşta giyilen çizmeleri Ve kana bulanmış giysileri Yakılacak, ateşe yem olacak. Daha» . bölümde yazmaya devam eder:

"[...] Tanrı, gelecekte şeria Irmağı'nın ötesinde, Deniz Yolu'nda, ulusların yaşadığı Celile'yi onurlandıracak. Karanlıkta yürüyen halk Büyük bir ışık görecek; Ölümün gölgelediği ülkede Oturanların üzerine ışık parlayacak.. [...] Çünkü bize bir çocuk doğacak, Bize bir oğul verilecek. Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak. Davut'un tahtı ve ülkesi üzerinde egemenlik sürecek. Egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak. Egemenliğini adaletle, doğrulukla kuracak Ve sonsuza dek sürdürecek. Her şeye Egemen RAB'bin gayreti bunu sağlayacak."

Olanlara inanamadım! Mesih sadece bir peygamber olmayacaktı, O Kudretli Tanrı'nın kendisi olacaktı. Bu peygamberlik sözü Mesih'in gelişinden tam yedi yüz sene önce verilmişti ve Eski Antlaşma'da yer almaktaydı. Bu sözün Hıristiyanlar tarafından asırlar sonra icad edilip Eski Antlaşma'ya eklenmesi mümkün değildi! Tanrı'nın vaadi aramıza beden alıp geleceği ve sonsuza kadar sürecek bir hükümdarlık süreceğine dairdi (Immanuel = Tanrı Bizimle).

Tam bir gün sonra, 20 Ocak 1985'de İsa Mesih'e iman ettim. İsa Mesih'e iman ederken ve dua ederken kontrolsüz bir şekilde ağladım. Daha önce farkına varmadığım ağır bir günah yükünden kurtulduğumu hissedip ferahladım, içime huzur doldu. Yaşadığım bir başka memnuniyet, nihayet Tanrı hakkındaki gerçeğe ve O'nun sevgisini insanlığa İsa Mesih'te esinlemiş olması gerçeğine kavuşmuş olmamdı. Ben ve benim gibi iman eden başka Müslüman arkadaşlarım, İsa'nın Tanrılığı ve Yeni Antlaşma dökümanlarının güvenilirliği hakkındaki bir çok soruya Josh McDowell'ın "Hüküm Talep Eden Yeni Delil" (The New Evidence That Demands A Verdict) isimli kitabında cevap bulduk. Bu kitabı sizlere şiddetle tavsiye ederim!

İsa Mesihe iman ettikten kısa bir süre sonra hayatımı, kendi ülkemdekiler başta olmak üzere, Müslüman'lara Müjde'yi duyurmaya adadım. Daha sonra teoloji dalında üniversite ve master eğitimi almak için Amerika Birleşik Devletleri'ne gittim. Aynı zamanda başka bir yazarla beraber "Answering Islam: The Crescent in the Light of the Cross" isimli kitabı kaleme aldım.

Ramazan 1996, Abdul Saleeb

 Bize e-mail ile ulaşın…
 Tanrı'yla arkadaşça bir ilişki başlatmaya ne dersiniz?
BU MAKALEYİ PAYLAŞIN:  

TOP