×
ARAMA
KampusWeb.com
Bak - Keşfet - Sor
Tanrı Var Mı?

Bir Ateist Rabbi Nasıl Buldu?

Rabbin var olmadığına ikna olan ve Rabbe yönlendiren gerçeklere inanmayan bir ateistin kişisel hesabından alınmıştır.

PDF

İmanlı insanlara sorduğum, “Rabbin var olduğunu nereden biliyorsun?” sorularımla rahatsız olmuşa benziyorlardı.

Motivasyonumu ve nedenlerimi merak ediyor olabilirlerdi, belki de nasıl cevap verecekleri hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Yanıtlarının çoğu “Eh, sadece biliyoruz işte.” oluyordu.

Zor bir insan olmaya çalışmıyordum ama “sadece bilmiyordum” ve birinin gerçekten bilmesini umuyordum.

Bundan aylar sonra, “Rabbe inandığını söyleyen bir sürü insan olduğu halde kimse neden inandığını bilmiyor!” diye düşündüm. Bu aynı Noel Baba hakkındaki gerçeği öğrenmek gibiydi. Rabbin tamamen uydurulmuş bir şey olduğu açıktı. Belki bazı insanların Rabbe inanması gerekiyordu ama elde tutulabilir, nesnel kanıtları yoktu. Ben de en keskin sonuca vardım, Rab aslında yoktu.

Bu inanca hiç değişmesini beklemeden yıllarca tutundum. Ama sonra Rabbin var olma olasılığı ile ilgilenmeme neden olan biriyle tanıştım. Özenli, kibar ve çok zeki bir kadındı. Böyle zeki birinin Rabbe inanıyor olması beni çok rahatsız etti.

Sanki Rab en iyi arkadaşı gibi bahsediyordu, Rabbin kendisini derinden sevdiğine ikna olmuştu. Bu kadının hayatını iyi biliyordum; Rabbe, götürdüğü her endişeyi çözeceğine veya bir şekilde halledeceğine güveniyordu. Bana oldukça samimi bir şekilde, Rabbe yalnızca endişeleri için dua ettiğini söyledi. Bir yıldan uzun süredir, dualarına neyin cevap olarak geldiğine düzenli olarak şahit oldum. Hayatını sayısız koşullarda izledim ve Rabbe olan inancının değişmez olduğunu gördüm.

Bu yüzden bir yandan da Rabbe inanmak istedim, çünkü arkadaşımın yaşamına ve onun diğer insanlara karşı duyduğu sevgiye hayran kaldım. Ancak aklıma ve sorgulamama karşı bir şeye inanamazdım. Rab yoktu. O’na inanmak güzel bir fikirdi ama hepsi buydu, var olmayan bir şeye inanmam gerekiyordu. Bir şeyin gerçek olmasını istemek, onu gerçek yapmıyordu.

Bu süre zarfında kişisel olarak inşa edilmiş bir felsefe geliştiriyordum.

Çoğu insanın yaptığını düşünmediğim bir şey denedim. Birkaç haftada bir, belirli bir filozof seçip hayatlarını ve hayatı nasıl ele aldıklarını inceledim, Nietzsche, Hume, Dostoyevski, Sartre, Plato… Sonra kendi hayatım için bu yöntemleri uygulamaya çalıştım. Hayatım için mükemmel ve uygulanabilir felsefeyi arıyordum. Tekrar ve tekrar gördüm ki, ya felsefeleri eksikti ya da pratik olmadıkları için uygulanamıyordu. Yine de aramaya devam ettim.

Rab ile ilgili akla gelebilecek her soruyla arkadaşıma meydan okuyordum. Kendimi akşamları geç saatte ona sorular yazarken buluyordum. Bu böyle bir yıldan fazla devam etti. Bir gün arkadaşım bana Paul E. Little’ın “Neden İnandığını Öğren” kitabını getirdi; kitapta “Rab var mı, İsa Mesih Rabbin kendisi mi, İncil gerçek mi?” gibi sorular kısaca cevaplanıyordu.

Kitapta Rabbin var olması için çok mantıklı olan kanıtlara rastladım. Özellikle, suyun kimyasal özellikleri ve dünyanın güneşe karşı olan konumu benim için ikna edici kısımlardı. Her şey çok mükemmel tasarlanmış ve kusursuz bir şekilde bir araya getirilmişti. “Her şeyin arkası boştur, bir yaratıcısı yoktur” inancım, Rabbin gerçekten var olma olasılığından daha zayıf gelmeye başlamıştı. Hiçlikten emin olmaktansa Rabbin var olduğuna inanmak için daha fazla nedenim vardı.

Daha sonra hayatım hakkındaki mevcut felsefeme tamamen meydan okuyan bir durumla karşılaştım. İnandığım şeylerin tamamıyla yetersiz olduğu da bu şekilde anlamış oldum. Güvenilir bir hayata yaklaşmaya çalıştığım tutumumun aslında bomboş bir şey olması beni şoka uğrattı. Ancak durum kendiliğinden çözüldü ve yoluma devam ettim. Oldukça istikrarlı bir kişiliğim var. Hayatım boyunca, hiçbir zaman gerçekten “muhtaç” olmadım. Hiç devam eden krizler, büyük boşluklar ya da mücadelelerim olmadı ve hiçbir şey için kendimi suçlu hissetmedim.

Ama Rab kavramı aklımdan çıkaramadığım bir şeydi. Rab var mıydı, orada mıydı? Belki de gerçekten bir Rab vardı.

Bir akşam arkadaşımla konuşurken, o da ihtiyacım olan tüm bilgilere sahip olduğumu ve sormam gereken tüm soruların bittiğini biliyordu. Yine de onunla tartışmaya çalışıyordum, aniden arkadaşım bana döndü ve “Bu kararı senin yerine veremeyeceğimi biliyorsun ve Rab sonsuza kadar beklemeyecek.” dedi.

O anda ne kadar haklı olduğunu anladım. Çok önemli bir kararın sürekli etrafında dolanıyor ama nihai bir karar veremiyordum. Eve gittim ve kesin bir karar vermeye karar verdim. Ya Rabden hayatıma gelmesini isteyecektim ya da bu konuyu sonsuza kadar kapatacak ve bir daha Rabbin olma olasılığını tekrar düşünmeme izin vermeyecektim. Bu kararla uğraşmaktan yoruldum ve sürekli aynı şeyi düşünmekten sıkıldım.

Bu yüzden, sonraki üç-dört saat boyunca okuduğum ve gözlemlediğim her şeyi yeniden gözden geçirip hepsini bir daha değerlendirdim.

Rabbin var olmasına dair kanıtların çok güçlü olduğu sonucuna vardım ve Rabbe inanmak, var olmadığına inanmaktan daha mantıklı geldi. Sonra da bu sonuca göre hareket etmek zorunda kaldım.

Rabbin var olduğuna mantıkla inanmak çok basit geldi, bu aynı uçakların var olduğuna inanmaya karar vermek gibiydi. Uçakların varlığına dair inancın hiçbir anlamı yoktu. Ancak, bir yere gitmemiz gerekiyorsa ve bunun yolu uçağa binmekse, harekete geçmeli ve uçağa binmeye karar vermeliydik.

Rab ile gerçekten konuşmaya karar vermem gerekiyordu. O’ndan hayatıma girmesini istemem gerekiyordu.

Rabbe nasıl seslenmem gerektiğini birkaç saat düşündükten sonra, “Tamam sen kazandın. Hayatıma girmeni ve onunla ne istersen yapmanı istiyorum.” dedim. (Eğer Rab gerçekten varsa, hayatımı istediği gibi etkileme ve yönetme hakkına sahip olması mantıklı geliyordu.)

Yatağıma yattım ve sabah uyandığımda Rabbin hala orada olup olmadığını merak ettim ve dürüst olmak gerekirse orada olduğunu bir şekilde “hissettim”. Kesin olarak bildiğim bir şey vardı, inanmaya karar verdiğim Rabbi bir an önce tanımak istiyordum.

Kutsal Kitabı okumak istedim ve okuduğum zaman Rabbin kim olduğunu ve O’nunla olan bu ilişkiyi nasıl gördüğünü açıkladığını gördüm. Muhteşemdi… Beni gerçekten şaşırtan şeyse, sevgisi hakkında oldukça sık konuşmasıydı. Bunu beklemiyordum. Kafamda Rabbin varlığını kabul ediyordum ama O’ndan hiçbir beklentim yoktu. O ise Kutsal Kitabı okurken sevgisini bana iletmeyi seçti. Bu benim için gerçekten de sürpriz olmuştu.

En temelde var olan, şüpheci kişiliğim hala oradaydı. İlk birkaç ay ve yıl kendime “Gerçekten Rabbe inanıyor muyum?” ve “Neden inanıyorum?” diye soruyor, sonrasında da Rabbin var olduğuna inanmamı sağlayan beş nesnel nedeni metodik olarak gözden geçiriyordum. Dolayısıyla, Rabbe olan “inancım” duygulara değil gerçek nedenlere dayanıyordu.

Bana göre, bu bir binanın temeli gibiydi. Gerçekler/nedenler inancımı destekliyordu. Bu aynı Golden Gate Köprüsü üzerinden geçen biri gibiydi, köprü hakkında istediğini hissedebilirdi ancak onun bir uçtan diğer uca güvenli bir şekilde ulaşmasını sağlayan yapı/tasarım/malzemelerdi. Aynı şekilde, Rabbin nesnel gerçekliği, O’nun var olduğuna inanmanın mantıklı, tarihi ve bilimsel nedenleri de benim için önemliydi. Buna ihtiyaç duymayan insanlar da var. Ama ben kandırılmaktan nefret ediyorum ve hüsnükuruntuya pek de saygım yok. Rabbin var olmasının temel nedenleri benim için önemli.

Deneyimlerim, 2. Bölüm – Rabbin Var Olduğuna Dair Daha Fazla Kanıt

O zamandan beri, birkaç yıldır imanlı olduğum için, şimdi neden Rabbe inandığımı, Rabbe inanmaya devam etmek için nedenlerimin ne olduğunu soruyorum.

Bunların kulağa inandırıcı gelip gelmeyeceğinden emin değilim. Ama bu endişeyi bir kenara bırakıp samimi olmaya çalışacağım. Önceki sorularım Rabbin varlığı ile ilgiliydi. Rab ile ilişkiye başladıktan sonra, Rabbin var olduğuna dair aşağıda bahsettiğim başka kanıtlara rastladım.

1. Sorularım, endişelerim olduğunda veya bir konu hakkında fikir edinmek istediğimde, Rab benimle Kutsal Kitap aracılığıyla konuşuyor. Bana gösterdiği şey, her zaman soruma çok uygun ve beklediğimden daha iyi, daha tatmin edici bir cevap oluyor.

Örnek verecek olursam, bir gün programım, teslim etmem gereken son tarihler ve yapmam gerekenler arasında kaybolmuştum. Hani çok bunalıp, strese girip, nereden başlayacağını bilemezsin ya, aynen öyleydim.

Bir parça kâğıt ve kalem çıkardım, Rabbe “Bana ne yapmamı istediğini söyle, ben de onu yapayım.” dedim. Tüm sorumluluğu üstlenmeye hazırdım ve Rabden sadece önceliklerimi belirlemesini ve hepsine nasıl yaklaşacağımı söylemesini istedim, böylelikle her şeyi yapabilirdim.

Daha sonra Kutsal Kitabımı açtım ve hemen İsa Mesih’in kör bir adamla konuştuğu kısmı okudum. İsa ona “Senin için ne yapmamı istiyorsun?” diye soruyordu.

Aynı kısmı yeniden okudum. İsa “Senin için ne yapmamı istiyorsun?” diyordu. Kalemimi yeniden aldım ve Rabbe tamamen farklı bir liste yazmaya başladım. Bulduğum şey, Rabbin en çok takdir ettiğim ve değer verdiğim özelliğiydi, O sorularıma cevap vermeye istekliydi.

Bu diğer imanlı insanlardan öğrendiğim bir şey değildi. Rable olan ilişkim böyle işliyor. O’na gerçekten benden ne istediğini söyleme, düşüncemi düzeltme, hayatımda doğru olmayan şeyleri gösterme, O’na güvenmediğim alanları gösterme özgürlüğünü sunmak istediğim bir tavırla sorular soruyorum. Ve Rab her zaman nazikçe benimle konuşuyor.

2. Benzer şekilde, bir karar için yönlendirmeye ihtiyaç duyduğumda, Rab beni yönlendiriyor. Rabbin kararlarımızı önemsediğine inanıyorum. Hayatım için bir planı olduğuna, kiminle evlendiğime, hangi işi yaptığıma ve bundan daha küçük kararlarıma önem verdiğine inanıyorum. Belki hangi diş macununu aldığımı veya verdiğim birçok sıradan kararı değil ama hayatımı ya da hayatım boyunca başarmak istediklerimi etkileyecek kararları önemsediğine inanıyorum. Bence Rab tüm bunları önemsiyor.

Rab beni ne zaman net bir şekilde yönlendirdi?

Bir keresinde Orta Doğuya gidip gitmemeye karar vermem gerekiyordu. Riskliydi ve sadece Rab isterse gitmeye niyetliydim. O’nun ne istediğini bilmek benim için önemliydi.

İki farklı zamanda Rabbe işle ilgili sorular sordum. İki seferde de beni yönlendirişi o kadar açıktı ki, uzaktan izleyen herkes aynı sonuca varırdı. Bir örneği kısaca anlatayım.

Üniversitenin son yılında, mezun olduktan sonra Kaliforniya’ya taşınmamı gerektiren bir iman birliği ile çalışmaya karar vermiştim.

Noel tatili gelmişti ve ailemi ziyaret ediyordum. Bir akşam yalnız kaldığım zaman uzun arkadaş listemi düşündüm. Kaliforniya’ya benimle beraber taşınıp oda arkadaşım olması için kiminle konuşabileceğimi düşünüyordum. Aklıma, çoktan mezun olup Iowa’ya yerleşmiş ve orada çalışan Christy geldi. Onun mükemmel bir oda arkadaşı olacağını düşündüm ama uzun zamandır onunla konuşmuyordum. Sadece 30 dakika sonra, ailemin evindeyken, Christy telefonla beni aradı.

İlk cümlesi “İmanlı topluluğuyla bir iş yaptığını duydum.” oldu. Şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı çünkü bunu Ohio’daki sadece bir arkadaşıma söylemiştim.

Bir sonraki cümlesi, “Tamam, tencere, tava ve tabakları ben alıyorum.” oldu. Hayretle “Sen ne diyorsun?” dedim. Christy Kaliforniya’da benimle aynı kasabaya taşınıyordu ve onunla oda arkadaşı olmamı istiyordu.

Ne demek istediğimi bence anladın.

Kendi kendine, Rabbin yardımına ihtiyaç duymanın neden bu kadar önemli olduğunu soruyor olabilirsin. Ailemin bu işe karşı çıkacağını biliyordum. Bu işin ebeveynlerimle olan ilişkime sonsuza dek mal olacağını düşündüm. Bu yüzden benim için kolay bir karar değildi. Rabden bana ne istediğine dair rehberlik etmesini istedim ve O da yaptı. Bu işle ilgili on farklı durum daha vardı ve hepsi çözüldü.

Rabbe hala inanmamı sağlayan diğer nedenler…

3. Yaşamla ilgili neden burada olduğumuz, hayatın amacının ne olduğu, hayatta neyin önemli olduğu, neye değer verip ne için çaba gösterileceği gibi açıklamalara baktığımda Rabbin okuduğum her şeyden daha iyi cevapları olduğunu gördüm. Birçok felsefe, din ve diğer yaşam yaklaşımları üzerine çalıştım. Kutsal Kitapta okuduklarım, Rabbin bakış açısıyla gördüklerim, bulmacanın tüm parçalarına uyuyordu.

Kutsal Kitapta daha okuyacağım ve “anlamıyorum” diyerek kapatacağım çok şey var. Bu yüzden Kutsal Kitaptaki her şeyi tam olarak anladığımı ileri sürmek istemiyorum. Bunun yerine, hayatın sadece Rabbin perspektifinden baktığımda mantıklı geldiğini söylüyorum. Bu aynı dünyanın kullanım kılavuzunu okumak gibi, tek farkı kılavuzu takip etmenin yeterli olmaması. Yaratıcı, bize her şeyin nasıl çalıştığını açıklıyor ve sonrasında bize her gün kişisel olarak rehberlik etmeyi teklif ediyor.

4. Rab ile olan yakınlık, herhangi bir insanla kurulan yakınlıktan daha derindir. Evli, iki çocuklu ve tonlarca yakın arkadaşı olan biri olarak söylüyorum ki, O’nun sevgisi mükemmeldir. Rab inanılmaz derecede lütufkardır. Beni olmam gereken yere götürür ve daha önce de söylediğim gibi benimle konuşur. Gözlemci olarak beni şaşırtan eylemlerle hayatıma müdahale eder. O bir inanç ya da öğreti değildir. Hayatımdaki hareketlerini açık bir şekilde görürüm.

5. Rab, hayatımda kendi başıma yapabileceğimden daha fazlasını yapar. Bu aşağılık veya kendine güvensizlik ifadesi olarak anlaşılmamalıdır. Aklımda kurduklarımı aşan başarılardan söz ediyorum. Rab, kendi başıma isteyebileceğimden daha iyi fikirler, yönler, çözümler, güdüler ve bilgelik sunar.

Anlatabileceğim daha çok şey var ama bence bu kadarı yeterli. Bunlardan herhangi birinin senin için inandırıcı olup olmayacağından emin değilim ama tüm olanları olabildiğince dürüstçe anlatmaya çalıştım.

Beni ateist olma deneyimimden Rabbe inanmaya kadar götüren kanıtlardan bazılarını okumak istersen aşağıda linkleri yer alan makalelere bakabilirsin:

Tanrı Var Mı? – İnanmak İçin Sebepler
https://www.kampusweb.com/makaleler/varmi.html

Kör Bir İman Değil…
https://www.kampusweb.com/makaleler/iman.html

Sonuç Olarak

Rabbi tanımanın değerinin ne olduğunu düşününce, hayatı anlayabileceğimizi, net bir şekilde devam edebileceğimizi, tuzaklardan kaçınacağımızı, Rab tarafından yönlendirileceğimizi, gerçeği bileceğimizi, güç/umut/barışın bize verileceğini, en önemli ilişkinin tadını çıkarabileceğimizi, her zaman sadık olan Rabbin bizi her zaman seveceğini anlayabiliriz. Bizi yaratan Rab, bunu başka hiçbir şeyin ve hiç kimsenin yapamayacağı şekilde yapar. Bu yaşamı başarı ve güvenle sürdürebilmek için, O’na güvenmeli ve O’na bağlı kalmalıyız. Rabbi tanımaya karar verene kadar, hep arıyor ve diğer olasılıkları test ediyor, eksikliklerle yüz yüze geliyor olacağız. Ancak ve ancak Rabbin, O’nunla ilişki kurma teklifine cevap verdiğimizde hoşnut ve tamamlanmış oluruz. Şimdi artık bu yaşamı, bir planla ve bizi buna yönlendirecek Biriyle yaşamak için donanımlıyız.

Yazan Marilyn Adamson

 Bize e-mail ile ulaşın…
 Tanrı'yla arkadaşça bir ilişki başlatmaya ne dersiniz?

BU MAKALEYİ PAYLAŞIN: