×
ARAMA
KampusWeb.com
Bak - Keşfet - Sor
Yaşama Dair

Belirsiz Bir Dünyada İç Huzuru Bulmak

Gelecek ne getirirse getirsin, bunları öğrendiğin zaman iç huzura sahip olabilir, güvende hissedebilirsin.

PDF

Dünyada veya kendi bireysel yaşamlarımızda ne olursa olsun, dengeyi bulabileceğimiz bir yer var mı? Hayat ve dünya koşullarından bağımsız olarak geleceğe umutla bakabilir miyiz? Bugünlerde birçok insan Rabbin değerini değişmez görüyor, çevremizdeki dünya sürekli değişirken Rab değişmiyor. O sabit ve güvenilirdir. Rab şöyle diyor, “Benden başka Tanrı var mı? Hayır, başka Kaya yok; Ben bir başkasını bilmiyorum… Ben Rabbim, değişmem.”1 Rab her zaman oradadır ve güvenilirdir. O, “dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır.”2 ve Rab kendini bize tanıtabilir, gönül rahatlığı vererek kalplerimizi güvenli bir şekilde dinlendirebilir.

İç Huzura Ulaşmak Mümkün Müdür?

Bilgi Üniversitesi mezunu Hülya, şöyle diyor, “Rable gerçek hayatta ilişki kurmak şaşırtıcı ve güzel olmanın yanı sıra günlük bir gerçeklik. Dünyaları bile verseler vazgeçmeyeceğim “kozmik bir arkadaşlık” gibi. Sadece belirli bir seviyede iletişim kurmayı beklediğim bu ilişkide derinden tanınıp seviliyorum.”

Hemofili hastası Sefa, yanlış bir kan nakli yüzünden HIV kaptığını öğrendiğinde iç huzuru arıyordu. Sefa ilk başta büyük bir umutsuzluğa kapılmış ve başına gelenler için Rabbi suçlamıştı. Sonrasında Rab Sefa’ya ulaştı. Sonuç: yaşamının son birkaç yılında sırf diğer öğrencilere Rabbi nasıl tanıyabileceklerini ve O’nu tanıdığında yaşadığı huzuru nasıl deneyimleyebileceklerini anlatmak için (çok acı çekmesine rağmen) sayısız üniversite kampüsünü ziyaret etti. Rab şöyle diyor, “Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın. Bunları size, bende esenliğiniz olsun diye söyledim. Dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun, ben dünyayı yendim!”3

Sefa gibi diğerleri de bu hayatta ne olursa olsun “dünyanın sonu” olmadığını öğrendiler, çünkü başımıza ne gelirse gelsin hiçbir şey dünyanın sonu değildir.

Siperlerin Rabbi

Kuşkusuz ki, birçok insan Rabbe dönmeden önce zamanın ve olayların gerçekten zorlaşmasını bekler. İkinci Dünya Savaşı’nda askeri bir dini lider, “siperlerde hiç ateist olmadığını” açıkladı. Hayat toz pembe olduğunda, insanlar Rabbe ihtiyaçları olduğunu hissetmezler. Ama bu durum genellikle işler karıştığında, siperde olduğumuzu fark ettiğimizde değişir.

Caryn, Rabbe ulaşma hikayesini şöyle anlatıyor, “Pazar günleri kiliseye gittiğim için imanlı olduğumu düşünüyordum ama Rabbin kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Lisedeki son yılım, diğer üç yılıma benzer geçti. Zamanımın çoğunu sarhoş ya da uyuşturucudan kafam güzel olarak geçirerek birinin beni sevmesi için bir yol bulmaya çalışıyordum. İçten içe ölüyordum ve hayatımın üzerinde hiçbir kontrolüm yoktu. Yaşamıma ne kadar son vermek istediğimi anladığım zaman üniversiteye gittim, biraz umuda ihtiyacım vardı. Bu aşamada Rabden hayatıma girmesini istedim. Bana sevgi gösterdi, güven verdi, beni affetti, bağışladı, destekledi, kabul etti ve yaşama amacımı gösterdi. Rab benim gücümdür ve eğer O olmasaydı bugün burada olamazdım.”

Kim bilir gelecek bize neler getirecek, birçok insan siperde savaşıyormuş gibi hissediyor. Hayat da bir savaş olabilir, iç huzurumuz büyük ölçüde sarsılabilir. Gerilimin arttığı zamanlarda genellikle Rabbe ulaşmayı tercih ederiz. Bu sorun değildir çünkü sürekli orada olan Rab hayatımıza dahil olmak ister. Rab şöyle diyor, “Ben, yalnız ben Rabbim, benden başka kurtarıcı yoktur… Bana dönün, kurtulursunuz. Çünkü Rab benim, başkası yok.”4

Evet, Rab bir “koltuk değneği” olarak düşünülebilir ancak tek gerçek destekçimiz O’dur.

Görünmez Siperler

Ancak bazı insanlar, işler iyi gidiyor gibi göründüğünde bile Rabbe yönelirler. Can kendi hikayesini şöyle anlatıyor, “Üniversitemin son yılında, insanların bana söylediği her şeyi başarmıştım. Kampüsteki organizasyonlarda liderlik yapmış, partiler düzenlemiş, iyi notlar almış, etkilendiğim kızlarla çıkmıştım ve tüm bunlar gerçekten de hoşuma gitmişti. İstediğim her şeyi yapmış ve başarmıştım ama yine de kendimi gerçekleştirdiğimi hissetmiyordum. Hala bir şeyler eksikti ama gidecek başka bir yerim yoktu. Tabii ki, hiç kimse hayatım hakkında böyle hissettiğimi bilmiyordu, dışarıya hiçbir şey belli etmiyordum.”

İşler yolunda gidiyor görünse bile, hayat karşımıza siperler çıkarabilir, bunlar çıplak gözle görülmeyen ama kalpte hissedilen içsel siperlerdir. Beril bu durumu şöyle tanımlıyor, “Kaç kere eğer o kıyafeti alsaydın, o çocukla çıksaydın ya da orayı ziyaret etseydin hayatının mutlu ve eksiksiz olacağını düşündün? Ve kaç kere o kıyafeti satın aldın, o çocukla çıktın veya o yeri ziyaret ettin ve başladığından daha boş hissederek oradan uzaklaştın?”

Siperlerin arkasında hissetmek için başarısızlığa ya da trajediye ihtiyacımız yok. Çoğu zaman huzursuzluk, sadece hayatlarımızda Rabbin olmamasından kaynaklanır. Beril Rable olan ilişkisini anlatıyor, “O zamandan beri hayatımda birçok zorluk ve değişiklik yaşadım ancak yaptığım her şey, yanımda sevgi dolu, sonsuz bir Rabbin olduğunu bilerek yeni bir bakış açısı kazandırdı. Rab ve benim birlikte kaldıramayacağımız hiçbir şey yok ve yıllarca aradığım tamamlanmış hissine sonunda kavuştum.

Rab hayatımızda olduğu sürece rahatlayabiliriz, O’nu tanıdıkça ve Kutsal Kitapta söylediklerini dinledikçe, hayatlarımızdaki iç huzuru sağlar, çünkü O’nu tanırız. Rabbin sadakatinin ve bize bakma yeteneğinin farkında olarak hayatı O’nun bakış açısından görmeye başlarız. Dolayısıyla, gelecek ne getirirse getirsin, umudumuzu hiç değişmeyen Rabbe bağlayabiliriz. Rab, O’na dönüp O’nu aramamızı ve hayatlarımızda kendisini göstermeyi bekliyor.

Evini Kaya Üzerine İnşa Etmek

Hayatını belli bir şey üzerine inşa ediyor musun? İster inan ister inanma, herkes hayatını bir şeyler üzerine inşa eder. Her birimizin bir temeli var, umudumuzu ve inancımızı dayandırdığımız bir temel. Bu temel kendimiz olabilir, “Yeterince çabalarsam hayatımı başarılı bir hale getirebileceğimi biliyorum.” diye düşünebiliriz. Ya da bir yaşam tarzı olabilir “Yeterince para kazanırsam hayatım harika olacak” fikrine inanabiliriz. Ya da zaman dilimine bağlı düşüncelerimiz de olabilir, geleceğin hayatımızı değiştireceğini savunabiliriz.

Rabbin ise farklı bir bakış açısı vardır. Rab, umudumuzu ve inancımızı kendimize, diğer insanlara veya bu dünyanın sunduğu herhangi bir şeye koymanın sağlam bir temel oluşturmayacağını belirtir ve şöyle der, “İşte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerine kuran akıllı adama benzer. Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, eve saldırır; ama ev yıkılmaz. Çünkü kaya üzerine kurulmuştur. Bu sözlerimi duyup da uygulamayan herkes, evini kum üzerine kuran budala adama benzer. Yağmur yağar, seller basar, yeller eser, evi sarsar. Ev yıkılır; yıkılışı da korkunç olur.”5

Felaketler geldiği zaman Rabbin hayatımızda olması mantıklı olacaktır. Ancak Rabbin bizim için amacı, koşullar ne olursa olsun daha bol bir yaşam sunmaktır. Hayatımızın her alanında olumlu bir etkiye sahip olmak ister. O’na ve sözlerine güvendiğimizde evimizi kayanın üzerine inşa ederiz.

Nihai İç Huzur

Bazı insanlar bir multimilyonerin çocuğu olmaktan ya da kolayca iyi notlar alabileceğini bilmekten dolayı kendilerini güvende hissederler. Rab ile bir ilişki kurmanın verdiği güvense daha büyüktür.

Rab güçlüdür, bizden farklı olarak yarın, önümüzdeki hafta, gelecek sene ya da on yıl sonra ne olacağını bilir. “Çünkü Tanrı benim, başkası yok. Tanrı benim, benzerim yok.”6 Gelecekte ne olacağını bilir, daha da önemlisi hayatımızda neler olacağını bilir ve eğer O’nu hayatına dahil etmeyi seçtiysen, bu gerçekleştiğinde senin için orada olacaktır. Rab bize, “sığınağımız ve gücümüz olduğunu, sıkıntıda hep yardıma hazır olduğunu” söyler.7 Ama O’nu aramak için samimi bir çaba göstermeliyiz. Rab, “bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız.”8 diyor.

Bu, Rabbi tanıyanların zor zamanlardan geçmeyeceği anlamına gelmez, onlar da tüm zorlukları yaşayacaktır. Olası terör saldırılarından, çevresel veya ekonomik felaketlerden Rabbi hayatına davet etmiş olanlar da acı çekecektir. Ancak Rabbin varlığının vermiş olduğu bir huzur ve güç vardır. İsa Mesih’in öğrencilerinden biri şöyle diyor, “Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz. Kovalanıyoruz, ama terk edilmiş değiliz. Yere yıkılmışız, ama yok olmuş değiliz.”9 Gerçeklik bize sorunlarla yüzleşeceğimizi söyler. Ancak, Rab ile bir ilişki kurarsak olanlara farklı bir bakış açısıyla bakabilir ve kendimize ait olmayan bir güçle sorunlar karşısında ayakta durabiliriz. Hiçbir problem Rab için aşılamaz değildir. O, bizi etkileyebilecek bütün sorunlardan daha büyüktür ve bizi bu problemlerle başa çıkmamız için yalnız bırakmaz.

Rab bizi önemser ve hayatlarımıza yansıyan eşsiz gücüne derin sevgisi eşlik eder. Gelecek, daha önce hiç görülmemiş bir dünya barış dönemi olabilir veya belki de daha fazla ırksal nefret, şiddet, boşanma vb. senaryolar içerebilir. Her iki durumda da, kimse bizi Rabbin seveceği kadar sevmeyecektir. Rabbin bizi önemsediği kadar kimse bizimle ilgilenemez. Rabbin sözü bize şöyle der, “Rab iyidir, sığınaktır sıkıntı anında. Korur kendisine sığınanları.”10 “Bütün kaygılarınızı O’na yükleyin, çünkü O sizi kayırır.”11 “Rab bütün davranışlarında adil, yaptığı bütün işlerde sevecendir. Rab kendisine yakaran, İçtenlikle yakaran herkese yakındır. Dileğini yerine getirir kendisinden korkanların, feryatlarını işitir, onları kurtarır.”12

İsa Mesih ve öğrencileri şöyle der, “İki serçe bir meteliğe satılmıyor mu? Ama Babanızın izni olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez. Size gelince, başınızdaki bütün saçlar bile sayılıdır. Onun için korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.”13

Rab Aracılığıyla İç Huzur

Geleceğin ne getireceğine dair hiçbir fikrimiz yok. Eğer zor zamanlar getirirse, Rab yanımızda olacaktır. Eğer güzel zamanlar getirirse, sahip olduğumuz içsel boşluğu doldurmak ve hayatımıza anlam vermek için yine Rabbe ihtiyacımız olacaktır.

Her şey söylendiğinde ve yapıldığında, en önemli olan şey nedir? Asıl önemli olan, Rabden ayrı kalmamamızdır. Rabbi tanıyor muyuz? O bizi tanıyor mu? O’nu hayatımızın dışında mı bıraktık? Yoksa içeri girmesine izin mi verdik? O’nu tanıyarak içimizde değişen bir bakış açısı üretiriz ve bu bize umut verir. O’nunla bir ilişki içinde olarak her koşulda iç huzura sahip olabiliriz.

Rab neden hayatımızın merkezinde olmalı? Çünkü O’nu tanımanın dışında gerçek bir huzur ya da umut yok. Rab olan O’dur, biz değiliz. O bize sırtını dayamaz ama biz ona güvenmeliyiz. Rab bizi hayatlarımızdaki varlığına ihtiyaç duymamız için yarattı. Hayatı O’nsuz yürütmeyi deneyebiliriz ama bu yalnızca anlamsız olacaktır.

Rab bizden O’nu aramızı istiyor. O’nu tanımamızı ve hayatımıza dahil etmemizi istiyor. Ama bir sorun var: Hepimiz Rabbi dışladık. Kutsal Kitap şöyle diyor, “Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü.”14 Hepimiz hayatlarımızı Rab olmadan yürütmeye çalıştık. Kutsal Kitabın “günah” olarak adlandırdığı şey budur.

Daha önce de sözleri alıntılanan Heather, günahla ilgili olarak şöyle der, “Stanford’a girdiğimde imanlı değildim. O zamanlar dünya ayaklarımın altında uzanıyordu, devrim yapılmasını bekliyordum. Siyasi toplantılara katıldım, ırkçılık ve sosyal adalet üzerine dersler aldım ve kendimi toplum hizmetleri merkezine adadım. Dünyada önemli bir fark yaratacak gücün içimde olduğuna inandım. Temel sosyal haklardan mahrum kalan ilkokul çocuklarına dersler verdim, gündüzleri evsizler barınağında çalıştım, açları doyurmak için artık yiyecekleri topladım. Yine de, dünyayı ne kadar değiştirmeye çalışırsam o kadar çok hayal kırıklığına uğradım. Bürokrasi, ilgisizlik ve nihayetinde günahla yüz yüze geldim. İnsan doğasının belki de temel bir bakımdan geçmeye ihtiyacı olduğunu düşünmeye başladım.”

İç Huzur = Rabbi Kabullenmek

Değişen zaman ve gelişen teknoloji, büyük resmin şemasına baktığımızda o kadar da önemli gözükmüyor. Neden mi? Çünkü insan olarak temel sorunumuz, kendimizi Rabden uzaklaştırmış olmamızdır. En büyük sorunlarımız fiziksel değil ruhsaldır. Rab bunu bilir, bu yüzden O’ndan ayrılmamız için bir çözüm sağlar. İsa Mesih aracılığıyla O’na geri dönüş yolumuzu bulmamız için bir yol sunar.

Kutsal Kitap şöyle diyor, “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.”15 İsa Mesih, bizim yerimize bizim günahlarımız için (eski bir idam yöntemiyle) çarmıha gerildi. Öldü, gömüldü ve sonrasında ölümden dirildi. Kurban edilerek öldüğü için, şimdi biz Rab ile bir ilişki kurabiliriz. “Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi.”16

Gerçekten oldukça basit: Rab bizimle mükemmel bir ilişki içinde olmak istiyor, bu yüzden bu ilişkiyi İsa Mesih aracılığıyla mümkün kılmıştır. O halde Rabbi aramak ve hayatımıza O’nu dahil etmek bize kalmıştır. Çoğu insan bunu dua yoluyla yapar. Dua, Rable dürüstçe konuşmak demektir. Şu anda O’na samimiyetle şöyle seslenerek ulaşabilirsin: “Rabbim, seni tanımak istiyorum. Bu zamana kadar hayatıma girmene izin vermedim ama bunu artık değiştirmek istiyorum. Senden ayrıldığım için bana sunduğun çözümden yararlanmak istiyorum. Affedilebilmem ve senin tarafından düzeltilebilmem için benim adıma ölen İsa Mesih’e güveniyorum. Bugünden itibaren hayatıma dahil olmanı istiyorum.”

Rabbe içtenlikle hayatına girmesini söyledin mi? Bunu yalnızca sen ve Rab bilebilir. Eğer yaptıysan, dört gözle bekleyeceğin çok şey var demektir. Rab, kendisiyle olan ilişkinden dolayı sana bol yaşama sahip olmanı vaat ediyor.17 Sana geleceğinin, O’nunla birlikte yaşayacağının sözünü veriyor18 ve sonsuz yaşam vaat ediyor.19

Melisa Rable olan ilişkisi hakkında şunları söylüyor: “Annem ve babam ben çok küçükken boşandılar ve neler olduğunun çok da farkında değildim. Sadece artık babamın eve gelmediğini biliyordum. Bir gün babaannemi ziyarete gittim ve ona babamın neden beni incitip sonra ortadan kaybolduğunu anlamadığımı söyledim. Bana sarıldı ve beni asla terk etmeyecek birinin var olduğunu, o kişinin de İsa Mesih olduğunu söyledi. İbraniler 13:5 ve Mezmurlar 68:5’ten alıntı yaparak şöyle dedi, “Seni asla terk etmeyeceğim, seni asla yüzüstü bırakmayacağım.” ve “Kutsal konutundaki Rab, öksüzlerin babasıdır.” Rabbin babam olmak istediğini duyduğumda gerçekten çok heyecanlandım.”

Çevrendeki dünyada ne olursa olsun, Rabbin senin için orada olduğunu bilmede bir iç huzur vardır. Gelecek ne getirirse getirsin, Rabbe her zaman güvenebilirsin.

 Mesih'i kabul ettiyseniz tıklayın…
 Tanrı'yla arkadaşça bir ilişki başlatmaya ne dersiniz?
 Bize e-mail ile ulaşın…

(1) Kutsal Kitap, Yeşaya 44:8 ve Malaki 3:6 (2) İbraniler 13:8 (3) Yuhanna 14:27 ve 16:33 (4) Yeşaya 43:11 ve 45:22 (5) Matta 7:24-27 (6) Yeşaya 46:9-10 (7) Mezmurlar 46:1 (8) Yeremya 29:13 (9) 2. Korintliler 4:8-9 (10) Nahum 1:7 (11) 1. Petrus 5:7 (12) Mezmurlar 145:17-19 (13) Matta 10:29-31 (14) Yeşaya 53:6 (15) Yuhanna 3:16 (16) Yuhanna 1:12 (17) Yuhanna 10:10 (18) Yuhanna 14:23 (19) 1. Yuhanna 5:11-13


BU MAKALEYİ PAYLAŞIN: