×
ARAMA
KampusWeb.com
Bak - Keşfet - Sor
İsa Mesih Kimdir?

Isa Mesih ve Müslümanlık

Müslümanların ve diğer dinlere mensup insanların İsa Mesih hakkında sormuş olduğu soruların incelenmesi ve cevaplanması…

PDF

Bu makalede, İsa Mesih’i tanımak isteyen herkes için saygı çerçevesinde bir anlatım ve tanıtım yapılmıştır. Herhangi bir dine karşı meydan okuma, eleştiri veya eleştiri bulunmamaktadır.

Bu makalede cevaplanmış olan altı soru aşağıdaki şekildedir:

  1. Kutsal Kitap orijinal halinden değiştirildi mi?
  2. Rab, Yahudilik, Hristiyanlık ve sonrasında Müslümanlık şeklinde bir dinin diğerinin yerini alacağını mı söyler?
  3. Rabbin Oğlu olduğunu söylemek dine küfretmek değil midir?
  4. İsa Mesih çarmıhta öldü mü?
  5. Eğer İsa Mesih çarmıhta öldüyse, Rab de üç gün boyunca öldü mü?
  6. İsa Mesih’i neden peygamber olarak görmüyorsunuz?

1. Kutsal Kitap Rabbin Sözü mü yoksa zaman içinde değiştirildi veya bozuldu mu?

Başlangıç olarak, Kutsal Kitapta yer alan birkaç ifadeye bakalım: “Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak.”1

Rabbin sözü kaybolmaz. Söylediği her şey sonuna kadar tamamlanacaktır. Kutsal Kitap şöyle diyor, “Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.”2

Ayrıca şöyle diyor, “Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.”3 Bütün Kutsal Yazılar Rabden esinlenmiştir.

“Ot kurur, çiçek solar, ama Tanrımız’ın sözü sonsuza dek durur.”4

Kendimize şunu sormalıyız, “Rab kendi sözünü koruyabilir mi? Rab sözlerini yerine getirip, asla kaybolmamalarını sağlayıp, sözlerinin şişirilmesini engelleyebilir mi?”

“Rab yapabilir mi?” sorusunun cevabı, tabii ki evettir. Bu, Rabbin tüm insanlara vermiş olduğu sözdür. Rabbi kendi söylediği sözleri değiştirilmekten koruyamamakla suçlayabilir miyiz?

Hiçbir şey değişmedi, değiştirilmedi. Bu sadece bir söylentiden ibaret.

Kuran-ı Kerim, Kutsal Kitabın değiştirildiğini söylemez. Tam tersine, Eski ve Yeni Antlaşma’ya saygı duyar, birçok kez de bahseder.

Müslümanlık, İsa Mesih’ten 600 yıl sonra 7. yüzyılda başladığı zaman Kutsal Kitabın gerçek olduğu kabul edildi.

“Kutsal Kitap 7. yüzyıldan beri değiştiriliyor mu?” diye sorabilirsiniz. Cevabı hayır. Tek yapmanız gereken bugünün Kutsal Kitabını uzun zaman önce yazılmış olanla karşılaştırmak.

Kuran-ı Kerim’den yüzlerce yıl önce, M.S. 300 yılına kadar bütün halde korunmuş Kutsal Kitapları, Londra Müzesi’nde, Vatikan’da ve daha birçok yerde bulabiliriz. Bugünün Kutsal Kitabıyla M.S. 300’deki Kutsal Kitapları karşılaştırışsak, bugün sahip olduğumuzun o zamankiyle aynı olduğunu görürüz.

Günümüzde, Yeni Antlaşma’nın bölümlerinin yaklaşık 25.000 tane elle yazılmış kopyasının olduğunu biliyor muydun? Tarihçiler bu el yazmalarını karşılaştırdıkları zaman, bugün sahip olduğumuz Yeni Antlaşma’nın en az %99,5’uğunun doğru olduğu sonucuna vardılar. Yani, bir değişiklik yok.

(0.05’lik farklar yazım ve çeviri hatalarından kaynaklanmaktadır, anlamda bir değişiklik yoktur.)

Ayrıca, daha yeni bulunulan Ölü Deniz Parşömenleri bulgularını duymuş olabilirsin. Bunlar, Ölü Deniz’in kuzeybatı köşesindeki Qumran mağaralarında bulundu.

Araştırmacılar bulguları bugün sahip olduğumuz Kutsal Kitapla karşılaştırdılar ve oldukça benzer olduklarını, neredeyse %100 aynı kaldıklarının sonucuna vardılar.

Kimsenin Eski veya Yeni Antlaşma’nın orijinal halinden değiştirildiğini söylemesine izin verme. Bu tarihsel olarak bakılıp araştırıldığında doğru olmadığı kanıtlanan bir söylem.

Kutsal Kitap değiştirilmedi.

Peki ama dört farklı müjdenin olmasına ne demeli? Bu Kutsal Yazılar birbirinden farklı değil mi?

Evet, Kutsal Kitapta dört tane müjde vardır, bunlar: Yeni Antlaşma’daki Matta, Marka, Luka ve Yuhanna’dır. Bunlar aslında Kutsal Kitabın hiçbir zaman değiştirilmediğini göstermeye yardımcı olur. Bu dört kişi, İsa Mesih’in hayatının, söylediği ve yaptığı şeylerin açıklamasını yapan tanıklardır.

Diyelim ki bir, iki veya dört kişi sokağın köşesinde gerçekleşen bir trafik kazasına tanık oldu. Her birinden kazaya tanık oldukları için mahkemede şahitlik yapılması istendi. Bu dört tanığın gördükleri olayı birebir aynı kelimelerle anlatabileceğini mi düşünüyorsun? Açıkçası bunu yapmaları mümkün değildir. Her biri görmüş olduğu olayı başka bir bakış açısıyla yazar. Kutsal Kitaptaki tanıkların da İsa Mesih’in görgü tanıkları olarak, O’nun hakkında yazarken olan şey aynen budur.

Yüzyıllar boyunca yargı sistemleri birçok tanıklığa yer vermiştir ve çok önemli konularda, bir insanın sözü diğerine karşı geçerli kabul edilmemektedir. Genellikle, birden fazla tanığa ihtiyaç vardır. Yeni Antlaşma’da Eski Antlaşma’dan alıntı yaparak şöyle denmiştir, “Bu, yanınıza üçüncü gelişim olacak. Her suçlama iki ya da üç tanığın tanıklığıyla doğrulanmalıdır.”5

İsa Mesih hakkında Yeni Antlaşma’da yer alan bu tanıklar dışında daha birçok tanık vardır. Yakup, Pavlus, Yahuda ve Petrus Yeni Antlaşma’daki diğer bölümleri yazmıştır.

Yuhanna şöyle der, “… Başlangıçtan beri var olanı, işittiğimizi, gözlerimizle gördüğümüzü, seyredip ellerimizle dokunduğumuzu duyuruyoruz.”6 Onlar İsa Mesih’in görgü tanıklarıydı. Böylece gördüklerini yazdılar.

Peki ya Kutsal Kitabın yazıldığı tüm diller ve tüm çeviriler?

Kutsal Kitap İbranice ve Yunanca yazılmıştır. Kutsal Kitap hangi yılda yazılmış olursa olsun, her zaman orijinal dillerinden yani İbranice ve Yunancadan çevrilmiştir. (Örneğin, Kutsal Kitap İngilizceye çevrilirken orijinal metinden çeviri yapılır.)

Yorumlama ve açıklama yapılarak yazılan bazı Kutsal Kitaplar vardır. Bunlar yorumlama olarak tanımlanır ancak yazılanlar değiştirilmez , orijinal İbranice ve Yunanca metnin söylediklerini tercüme eder, açıklar.

Orijinal metin binlerce dile çevrilmiştir, neden sence? Çünkü Rab dünyadaki her insanın kurtuluşun iyi haberlerini bilmesini ister.

Kutsal Kitabı tercüme etmek zor değildir. Şiirsel bölümleri olsa da (Mezmurlar, Süleyman’ın Özdeyişleri ve Vaiz gibi), Kutsal Kitabın kalbi günlük hayatlarımıza değinen basit bir dildir. Bu yüzden tercüme etmesi zor değildir. Kutsal Kitabın dosdoğru tavrı ve olayları basitçe anlatması ona güvenmemiz için başka bir nedendir.

Bu konuyu daha iyi anlamak için gerçek bir hikâyeye bakalım.

“Oğlum bir gün beni aradı. Başka bir ülkedeydi ve büyük bir otoyolun ortasında kaza yapmıştı. Arabasına başka bir araba çarpmış, 180 derece dönmüş ve otoyolun ortasına ters yöne uçmuştu.

“Baba, ben iyiyim ama şimdi ne yapacağım?” dedi.

Başı beladaydı ve yardıma ihtiyacı vardı. O anda ona şiirsel bir mesaj veya ezberlediğim bir şiiri göndermemin zamanı mıydı sence? Hayır.

O an sadece “John, işte yapman gerekenler, başın büyük belada ve bundan kurtulman için yapman gerekenler bunlar.” dememin zamanıydı. İşte bu, gerçekten de Kutsal Kitabın kalbidir. İnsanlığın da başı dertte, cehenneme gidiyorlar. Çünkü herkes günah işedi ve Rabbin yüceliğinden yoksun kaldı. Basit bir kurtuluş mesajına ihtiyacımız var. Kutsal Kitap bize nasıl affedilebileceğimizi, Rable nasıl şimdi başlayan ve sonsuza dek süren bir ilişki başlatıp devam ettirebileceğimizi anlatır. Bu hayatlarımızı değiştiren bir mesajdır.

2. Rab bir dinin diğerinin yerini alacağını mı söyler?

Rab, Yahudilikle başlayıp Hristiyanlığa geçtikten sonra Müslümanlığa geçiş yapmamızı mı planlıyor?

Hayır. Rab her zaman tutarlıydı. Hiçbir zaman bir din ortaya çıkarmakla ilgilenmedi.

Rab, İbrahim’le başlayarak O’nunla ilişki kurabilmemiz için kendisini açıkça ortaya koydu. Rabbin bizi yaratmasındaki nihai amacı din değil, ilişki kurmaktır.

Âdem ve Havva ile başlangıca bakacak olursak, onlar Rab ile doğrudan iletişim kurmuşlardı ve tüm ihtiyaçları karşılanmıştı.

Ancak Şeytan Âdem ve Havva’ya bir yılan olarak göründü ve onları ayarttı. Ne yazık ki, şeytana inanmayı ve Rabbin onlara söylediklerine itaatsizlik etmeyi seçtiler. Sonuç olarak, Âdem ve Havva’nın Rab ile olan ilişkileri sona erdi.

Rabbin hemen o anda Şeytana ne söylediğini biliyor musun? Bir “kadının” çocuğunun Şeytanın düşmanı olacağını söyler. Rab şeytanın tam bir zafere erişemeyeceğini, ancak topuğuna saldırabileceğini ama çocuğun şeytanın kafasını ezerek son darbeyi vuracağını söyler.

İşte, Kutsal Kitapta şöyle diyor:

“Bunun üzerine RAB Tanrı yılana, “Bu yaptığından ötürü bütün evcil ve yabanıl hayvanların en lanetlisi sen olacaksın” dedi, “Karnının üzerinde sürünecek, Yaşamın boyunca toprak yiyeceksin. Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek, sen onun topuğuna saldıracaksın.”7

Şeytan, kısa bir zafer elde edecek ve kadının yavrularının topuklarına saldıracak.

Tarih boyunca, bir erkek ve kadından değil de, yalnızca bir kadından doğan tek adam kimdir? Meryem’in oğlu İsa Mesih, değil mi?

Şeytan, bir kadının soyunun topuklarına saldırır ama çocuk şeytanın kafasına bir darbe vuracaktır. Bir yılanı öldürmenin tek yolu kafasını ezmektir.

Bu ne demek? Bunun yalnızca tek bir açıklaması olabilir.

Şeytan, İsa Mesih’in elleri ve ayakları çarmıha çivilenmişken İsa’ya darbe vurdu. Fakat Mesih, Şeytana ezici bir darbe indirdi. Çarmıhta İsa Mesih, Şeytanın üstesinden geldi. İsa herkese af ve Rab ile ilişki kurabilme yolu sunarak, tüm insanlığın günahlarının bedelini ödedi.

Yeşaya peygamber Rabbin Oğlu hakkında şöyle der:

“Verdiğimiz habere kim inandı? RAB’bin gücü kime açıklandı? O RAB’bin önünde bir fidan gibi, kurak yerdeki kök gibi büyüdü. Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu. İnsanlarca hor görüldü, Yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı.

İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, Ona değer vermedik.

Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık.

Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi.

Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.”8

Sence Yeşaya kimden bahsediyor? Açıkça belli ki İsa Mesih hakkında konuşuyor. Peki bunun ne zaman yazıldığını biliyor musun? İsa Mesih’ten 700 yıl önce.

Başından beri, binlerce yıl boyunca Rab, İsa Mesih’in geleceğini ve tıpkı Yeşaya’dan okuduğumuz gibi de öleceğini söyledi. Eğer Rab son anda fikrini değiştirseydi O’nun hakkında ne düşünürdün? Binlerce yıl sonra İsa’nın geleceğini vaat edip fikrini değiştirseydi ve Mesih bizim için ölmeseydi ne düşünürdün? Rab fikrini asla değiştirmez.

3. Rabbin bir Oğlu olduğunu söylemek dine küfretmek değil midir?

Rab ruhtur ve İsa Mesih Rabbin fiziksel değil ruhsal anlamdaki oğludur.

Birisi “Sen Cedar’ın oğlusun” dediğinde bu onun Lübnanlı olduğunun ya da “Nil’in oğlusun” dediğinde o kişinin Mısırlı olduğunun göstergesidir. Rabbin oğlu olduğunu söylemek, İsa’nın Rabden olduğunun ifadesidir. Bu aynı unvan gibidir, Melek, Meryem’e göründüğü zaman “Doğacak olan, Kutsal Rabbin Oğlu olarak adlandırılacak” demiştir. İmanlılar, Rabbin herhangi bir kadınla cinsel ilişkiye girdiğine inanmazlar.

Yeşaya, “Çünkü bize bir çocuk doğacak, bize bir oğul verilecek. Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak.”9

O, Meryem aracılığıyla insan olan Rabdir. O aynı zamanda Meryem Ana’dan doğan Rab ve Oğul’dur.

Sence Rab neden İsa Mesih’in bakire Meryem aracılığıyla doğmasına izin verdi?

Bir erkek ve kadından değil, yalnızca bir kadından doğmak, doğacak bebeğin Âdem ve Havva’nın günahkâr doğasını almaması anlamına gelir. Âdem ve Havva günah işledikleri zaman, günahkâr doğalarını bir nesilden diğerine, kendi çocukları aracılığıyla da bize aktardılar.

Hepimiz günahkâr olarak doğduk. Her birimiz, yapmamız gereken şeyleri Rabbin yoluyla yapmaktansa kendi yolumuzla yapma eğilimiyle doğduk. Hepimiz günah işliyoruz. Bu nedenle Davut peygamber “Nitekim suç içinde doğdum ben, günah içinde annem bana hamile kaldı.” diye Rabbe yakarmıştır. Hepimiz günahla doğduk. Günahkâr insanlar olarak yaşıyoruz ve hepimizin bir kurtarıcıya ihtiyacı var.

Fakat İsa Mesih’in bizi kurtarabilmesi için farklı bir özelliğe ihtiyacı vardı. Rabbin ruhundan, Kutsal Ruhtan, günahsızlıktan gelmesi gerekiyordu. Yeşaya İsa Mesih için “Yüreğinde hiç aldatma bulunmadı.” demiştir. İçinde hiç günah yoktur.

Kutsal Yazılarda, Rab Musa’ya gözükürken, yanan bir çalı şeklini almıştır. İbrahim’le konuşurken cennetin sesi olmuştur. Peki, Rabbin bize kendisini göstermesi için insan biçimini alamayacağını kim söylüyor?

4. İsa Mesih çarmıha öldü mü ölmedi mi?

Rab, İbrahim’i nasıl sınamıştı? İbrahim’den oğlunu sunağın üstüne koymasını istedi. Dağa tırmanırlarken oğlu “Baba, sunu kuzusu nerede?” diye sorduğunda İbrahim oğluna “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Rabbin kendisi sağlayacak.” dedi ve Rab onlara kurban etmeleri için bir kuzu verdi.

Rabbin bize verdiği tutarlı mesaja bak…

Rab bağışlayıcıdır, İbrahim’in oğlunu bir kuzu ile kurtardı.

Mısır’dan Çıkışta, kuzunun önemini yeniden görürüz. Rab, Mısır’daki halkını Mısırlıların onlara saldıracağı konusunda uyardı. Eğer Rabbe inanıyorlarsa, kapılarına bir kuzunun kanıyla işaret çizmelerini söyledi. Böylece ölüm meleği onları es geçip, ölümden kurtulacaklardı. İmanlıların soyu bir kuzu tarafından kurtarılmıştır.

Levililer’de bir kuzu daha görürüz. Her yıl, pastöre bir kuzuyu şehirden çıkarması ve Rabbe inanan insanların günahları için kurban etmesi söylenir. Her yıl, insanlar bir kuzu tarafından yeniden kurtarılır.

Başka bir bölümde, Vaftizci Yahya’nın kalabalığa İsa Mesih hakkında şöyle dediğini görürüz, “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!”10 Ona inanacak olan herkes için tüm dünyayı kurtaracak bir kuzu…

Eğer İbrahim, Rabbin sesini dinlemeseydi veya Rabbin onunla konuştuğuna inanmasaydı ne olurdu? Evet, oğlu öldürülürdü.

Peki ya insanlar Rabbe inanmasalardı ve kuzu kanıyla kapılarını işaretlemeselerdi ne olurdu?

Asıl soru şu, 2000 yıl önce Rabbin Kuzusu İsa Mesih çarmıha gerildi ve senin için hayatını verdi. Kutsal Kitap açıkça şöyle diyor, “Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.”11

Ya “Hayır, Onu çarmıha germediler, O öldürülmedi.” dersen ne olur? Rabbin Kuzusu senin ve dünyanın günahlarının bedelini ödemek için feda edildi. Eğer O’nun öldürülmediğini, günahlarından arınıp affedilmen için ölmediğini söylersen ne olur?

5. Eğer İsa Mesih çarmıhta öldüyse ve gömüldüyse, bu Rabbin de üç gün boyunca öldüğü anlamına mı geliyor?

Harika bir soru, bir örnek bunu açıklamaya yardımcı olacaktır.

Diyelim ki elimizde bir vazo var ama içinde su veya çiçek yok, sadece hava dolu. Vazo dışındaki hava ile vazo içindeki hava arasındaki fark nedir? Vazonun içindeki havanın şekli vardır, değil mi? Baktığın zaman ikisi de aynı havadır ama vazonun içindeki havanın şekli vardır.

O vazoyu alp duvara çarparsak, içindeki havaya ne olur, ölür mü? Hayır, hava ölemez. Vazo binlerce parçaya ayrılabilir ancak havaya şeklini kaybetmek dışında hiçbir şey olmaz.

İsa Mesih, çarmıhta öldüğünde bedeni öldü ancak ruhu, Rabbin Ruhu asla ölmez. Rab, Mesih’te insan şeklini aldı. Bir insanın şeklini almış olsa da İsa asla yalnızca insan değildi.

Çarmıha gerildiğindeyse günahlarımızın bedelini ödedi ve O’nunla aramızda duran engeli kaldırdı. Ölümü sayesinde, Rab ile barış içinde olabiliriz. Suçlu olmamıza rağmen Rabbin adaleti, bizim için Rabbin Kuzusu İsa tarafından karşılandı. Rabbin sevgisi, İsa Mesih’in bizim için isteyerek canını verdiği şeklinde ifade edildi.

“Bu hiç de adil değil.” diye düşünüyor olabilirsin ve haklısın da. İsa’nın bizim için ölmesini hak etmiyoruz ama bu Rabbin bizim için sunduğu çözümdü. Rabbe olayların nasıl olması gerektiğini söyleyebilir miyiz?

İsa Mesih, ölüm cezamızı ödedi, böylece günahlarımız için ölmemize gerek kalmadı. Rab, O’nunla ilişki kurmamızı, sevgisini bilmemizi ve sonsuz yaşama sahip olmamızı istiyor.

Başka bir hikâyeye bakalım, İsa Mesih’in bizim için ne yaptığını anlamamıza yardımcı olacak gerçek bir hikâyeye…

Asla rüşvet kabul etmeyen, dürüstü bir hâkim vardı, oldukça dürüsttü. Bir gün, bir kadın yakalanarak hâkim karşısına çıkarıldı. Ödemesi gereken ceza, ömür boyu hapis cezası ya da sahip olmadığı miktarda büyük bir para cezasıydı.

Hâkim kadına “Suçlu musun, değil misin?” diye sordu, kadın ağlamaya başladı ve “Sayın hâkim, cezanın bedelini ödeyemem. Lütfen bana merhamet edin.” dedi. Hâkim, “Sana suçlu musun diye soruyorum, itiraf ediyor musun?” dedi. Sonunda kadın, “Sayın hâkim, evet suçluyum.” dedi. Hâkim, “O zaman bedelin tamamını ödersin, müebbet hapis ya da para cezası.” dedi ve davayı kapattı. Kadın çığlık atmaya, ağlamaya başladı; mahkeme salonundan sürükleyerek çıkararak hapse götürüldü. Hâkim cübbesini çıkardı ve adliyeden çıktı. Sonra hazine bakanlığına yürüdü, sahip olduğu tüm parasını çekti ve kadının kefaretini ödedi. Neden? Çünkü o kadını çok seviyordu, o kadın hâkimin kendi kızıydı ve kızını sahip olduğu her şeyle birlikte kurtardı.

Hâkim cübbesini çıkardığında, bambaşka bir adam oldu. İsa da tam olarak bunu yaptı. Cenneti terk etti, görkemli cübbesini çıkardı ve diğer herkes gibi sıradan bir insan oldu. Sonunda da, bizim için öldü, bu yüzden günahlarımız artık bizi suçlayamaz ve Rabden ebediyen ayrı kalmayız.

Bütün peygamberler, İsa Mesih’in dünyanın günahları için gelip öleceğini söyler. Mesih, tüm insanlığın sonsuz yaşama sahip olması için tek umuttur.

Başlangıçta, Âdem ve Havva’yla Rab, Şeytana bir kadının yavrusunun Şeytanın kafasını ezeceğini ve insanlığı kurtaracağını söylemişti. İsa’nın ölümü ve dirilişi Şeytanın gücünün üstesinden geldi. İsa Mesih günahların, ölümün, Rabden ayrı düşmemizin üstesinden gelerek Şeytana ezici bir darbe indirdi.

6. İsa Mesih’i neden peygamber olarak görmüyorsunuz?

Sadece tek bir Rab vardır. Rable ilgili bildiğimiz doğrular şunlardır:

Rab sonsuzdur – daima var olmuştur, şimdi vardır ve daima var olacaktır.
Rab kutsaldır – hatasız ve mükemmeldir.
Rab gerçektir – sözü değişmez, güvenilirdir, doğrudur.
Rab vardır – her yerde ve her zamanda var olmuştur.
Rab güçlüdür – gücünün sınırı yoktur.
Rab her şeyi bilir – her şey hakkında, her zaman tam bilgiye sahiptir.
Rab yaratıcıdır – O’nun yaratmadığı hiçbir şey yoktur.

Yalnızca bir Rab vardır. Yukarıda O’nun hakkında yazan her şey doğrudur. Bunu biliyoruz çünkü Kutsal Kitap bunun Rab için doğru olduğunu ortaya koyar. Kendisini insanlığa duyurmayı, bu konuyu bize açıklamayı seçmiştir.

Kutsal Yazılar, İsa Mesih’in Kutsal Ruhun da olduğu gibi, Rab ile tam olarak aynı özelliklere sahip olduğunu belirtir.

Kutsal Yazılar şöyle der, “Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı.”12

Ayrıca şöyle der, “Görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı O’dur. Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey –tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar– O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratıldı.”13

Fakat tek bir Rab varsa, İsa Mesih nasıl aynı zamanda Rab olabilir?

Bizler, üç boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. Her insanın yüksekliği, genişliği ve derinliği vardır. İki farklı kişi birbirine benzer olabilir. Benzer ilgileri ve meslekleri olabilir ama bir kişi aynı zamanda başka bir kişi olamaz, farklı kişilerdir.

Ancak Rab, üç boyutlu bir evrenin sınırlamaları olmadan yaşar. O, ruhtur ve yapısı bizden çok daha karmaşıktır. Bu yüzden Oğlu olan İsa Mesih, Baba’dan hem ayrı hem de aynı olabilir.

Kutsal Kitap açıkça şöyle der: Baba Rabdir, Oğul Rabdir, Kutsal Ruh Rabdir. Ama aynı zamanda bize sadece tek bir tane Rab olduğunu da açıkça belirtir. Bunu eğer matematiksel olarak anlatacak olsaydık şöyle açıklayabilirdik: 1+1+1=3 değil 1x1x1=3 şeklindedir. Rab birdir.

Yeşaya’nın, “Bundan ötürü Rab’bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak.”14 dediği gibi, İmmanuel tam anlamıyla “Rab bizimle” anlamına gelir.

İsa Mesih, O’nu tanımanın Rabbi tanımak olduğunu söyler. O’nu görmek Rabbi görmektir. O’na inanmak Rabbe inanmaktır.

İsa Mesih’in hayatı ve söylediklerini nasıl kanıtladığı hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak istersen, aşağıda linki yer alan “Kör Bir İman Değil” makalesini okuyabilirsin:
https://www.kampusweb.com/makaleler/iman.html

Ancak Rab hakkında bilmen gereken başka bir şey daha var. Rab seni seviyor ve önemsiyor.

İsa Mesih bize şöyle diyor, “Baba’nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam’ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi... Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim.”15

İsa bizi davet ediyor, “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur. Boyunduruğumu taşımak kolay, yüküm hafiftir.”16

Rab için yeterli olmaya çalışırken verilen onca mücadele… Rab bize yeni bir özgürlük sunuyor. Sevgisini deneyimliyoruz. Rabbi memnun etmek için yeni bir motivasyonumuz var, bu motivasyon korkudan gelmez, O’nu tanıyıp sevinç duymamızdan gelir.

İsa Mesih’in takipçilerinden biri olan Pavlus bunu deneyimlemiş ve yorum yapmıştır:

“Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir.”17

İsa Mesih’in sana neler sunduğunu anlamak istiyorsan, yukarda linkini paylaştığımız “Kör Bir İman Değil” makalesini okuyabilirsiniz.

 Bize e-mail ile ulaşın…
 Tanrı'yla arkadaşça bir ilişki başlatmaya ne dersiniz?

(1) Matta 5:18 (2) Matta 24:35 (3) 2. Timoteos 3:16 (4) Yeşaya 40:8 (5) 2. Korintliler 13:1 (6) 1. Yuhanna 1: (7) Yaratılış 3:14-15 (8) Yeşaya 53:1-6 (9) Yeşaya 9:6 (10) Yuhanna 1:29 (11) Romalılar 5:8 (12) Yuhanna 1:2-3 (13) Koloseliler 1:15-16 (14) Yeşaya 7:14 (15) Yuhanna 15:9-11 (16) Matta 11:28-30 (17) Romalılar 8:38-39


BU MAKALEYİ PAYLAŞIN: